Barış'ın ardından

 

Deniz çocuğu Barış Akarsu

 

Gözlerin boşluğa dalıp gider

Sahipsiz bakışların benim olsun isterim

Sırlarım acıdan ağlar örer

Kendi kayboluşlarım sende dursun isterim

 

Ağladım senin için ilk defa

Elimde parçalanmış bir hayat var aslında

Hapsoldum söylediğim yalanlara

Çıkışlar hep kapanmıs

Ruhumda sokaklarda

 

Sırlarım acıdan ağlar örer

Kendi kayboluşlarım sende dursun isterim

 

 

Artık klasikler arasında girdi bu şarkı. Sakın pop-kültürün son örneği sanmayasınız.

 

Önceleri varlığının farkına bile varmadık belki hiçbirimiz. Sonra, bir şarkısını dinledik, aylardır süren o dizinin bir sahnesine denk geldik zapping sırasında. Ve kaldık orada. Onu izlemeye başladık. Şarkıları, türküleri dilimize yerleşti, dizideki rolü yüreğimize. ‘Bu da sıradan soap operalardan bir mi yoksa?’ diye sorgularken kendimizi, bir bakmışız ki, çağdaş bir Love Story tadında izliyoruz başrolde oynadığı diziyi. Merve Sevi adındaki genç yıldızla oynadıkları ve bir türlü kavuşamadıkları aşk hikayesi, herkesin başından geçen bir kavak yelinin öyküsüydü sanki.

 

Sonra o kaza. Günlerce süren umut bekleyişi. Ve zamanın durması Barış Akarsu için. Niye kenetlendi herkes bu genç yetenek için? Neydi onda herkesi kendine bağlayan tılsım? Bu sorunun yanıtı Barış’ın yolunun geçtiği sahil kasabalarında gizli. Amasra’da, Karadeniz Ereğlisi’nde. Ben anlamıştım Barış’taki tılsımı.Özgeçmişini okurken yolunun Kdz. Ereğli’den geçtiğini öğrendiğim zaman. Onu geç tanıyıp, erken kaybedenlerden biri olarak. Deniz kıyısı kasabalarında büyümüş çocukların içinde saklı olan cevheri o açığa çıkarmayı başarmıştı. Denizi görerek büyümüş, ufka bakmış, deniz kadar engin sevmeyi, ufuk kadar uzak görüşlü olmayı başarmıştı Barış. Mütevazıydı, küçük deniz kasabalarının güzel çocukları gibi. Ölümünden sonra, gereği kadar ‘çek edilmeden’ sayfalara yansımış ve bir nebze de olsa küçümseme kokan haberler doğru olsaydı ve gerçekten ‘Amasra sahillerinde soğan ekmek yiyerek, başkalarının yardımıyla büyümüş’ bile olsaydı, Barış hepimizden biriydi. Son röportajında, hayattaki en büyük arzusunu dile getirirken de öyleydi: ‘Bir kızım olsun sırtımda gezdireyim, başka ne isterim?’. Barış Akarsu hepimizdi, kendi gençliğimizdi. O yüzden onu kaybetmek bu kadar sarstı Türkiye’yi. Tüm sevenlerinin, başta ailesinin başı sağolsun.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !