UFUK TURU-3 PARİS MEKTUBU

Avrupa’daki Türkler, cemaatlere yöneliyor

 

‘İslamofobi, cadı avına dönüşebilir’

 

‘Dini referans grupları, Avrupa’daki Türklerin yüzde 70’inin tercihi’

 

‘Batı Çalışma Grubu’nun Avrupa yapılanması kuruldu, zamanla kadük oldu’

 

Saadet ORUÇ

 

Avrupa’daki Türklerin yüzde 70’inin kendilerini dini referanslarla tanımladığını söyleyen Yard. Doç.Dr. Necdet Subaşı, Avrupa’da İslamofobi’nin bir cadı avına dönüşebileceği uyarısında bulundu.

 

Beş Avrupa ülkesinde (Avusturya, Almanya, Belçika, Fransa ve Hollanda) yaşayan Türklerle ilgili oldukça ilginç bir araştırma yapan Muğla Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Necdet Subaşı, Avrupa’daki Türklerin nabzını tutuyor.

 

Subaşı, geçtiğimiz günlerde bu konuda bir konferans vermek üzere yine Paris’teydi ve Star okurları için Avrupa’daki Türklerin iç dünyasıyla ilgili geniş bir ufuk turu yapma fırsatı bulduk.

 

Subaşı, Türkiye’den işçi göçüyle Avrupa’ya gelen Türklerin belli başlı ideolojik kümelenmelere savuldukları sorusuna yanıt arıyor.

 

Özellikle referans noktası olarak dini grupları seçen Türklerle ilgili detaylı araştırmalar yapan Subaşı, Türklerin yüzde 70’e varan oranda kendilerini dinle tanımladıklarını ortaya koyuyor.

 

Avrupa’daki Türkler açısından din kavramının fazlasıyla ‘kültürel’ bir olgu haline geldiğini söyleyen Necdet Subaşı, bu nedenle Türk toplumunun entegre olma zorluğu çektiğini, içe kapanma ve gettolaşma sonucunu doğurduğunu söylüyor.

 

‘Yeni kuşak bu engeli aşmış durumda’ yorumunu yapan Subaşı, Türklerin kafasının Sarkozy’den çok Türkiye ile ilgili olduğunu dile getirdi.

 

Subaşı, bu beş ülkede yaptığı çalışmasında toplam 180 yetkili ile görüştü. Büyükelçi, konsolos ve konunun doğrudan muhatabı olan isimler, dini cemaat liderleri Subaşı’na birinci ağızdan bu beş Avrupa ülkesindeki bulguları aktardılar.

 

 

MİLLİ GÖRÜŞ TABANI AKP’YE KAYIYOR

 

Subaşı, Avrupa’da batan holdinglerin bazı cemaatlere karşı mesafe konulmasına neden olduklarını da bir dipnot olarak düştü.

 

Ancak eskisi kadar nefret dalgasının olmadığını da önemli bir detay olarak sözlerine ekleyen Subaşı, Milli Görüş tabanının AKP’ye kaydığı tesbitini yapıyor.

 

İslamcı gruplara ilgi gösteren çoğunluğun yanı sıra, şaşırtıcı oranda laik gücün de olduğunu söyleyen araştırmacı, İslami grupları şöyle tanımlıyor:

 

‘1- DİTİB: Diyanet İşleri Türk İslam Birliği. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı resmi bir yapı. Şu anda Türklerin en yaygın oranda bağlı oldukları grup.

 

2- Milli Görüş: Batıya, Avrupa’ya açık. Avrupalı Türklük kavramına ağırlık veriyor.

 

3- Süleymancılar: Kurslar, Kuran kursları aracılığıyla faaliyette. Çok büyümek istemiyor ancak güçlü kalmak istiyor.  Kendi imamlarını yetiştiriyorlar.

 

4- Federasyon: Ülkücüler. Cemaatler arasındaki gidiş-gelişleri yüksek oranda. Türklük adına hesap soruyorlar. Devletin umursamazlığından şikayetçiler. Sadece ‘özel durumlarda’ kendilerinin hatırlanmasından rahatsızlar.

(Bu özel durumları sorduğumuz zaman, Subaşı, ‘Ermeniler ve Kürtlere karşı’ diyerek ilginç bir yanıt veriyor.)

Özetle, ülkücüler araç olarak kullanılmaktan sıkıntılılar. Adam yerine konulmak istiyorlar.

5- Nur Cemaati: Dipten ilerliyorlar. On yıl sonra iki cemaat kalır. DİTİB ve Nur Cemaati.

Saygı duyulan bir cemaat. Ülkücüler tarafından ABD ajanı olmakla suçlanıyorlar.

6-Menzil cemaati: Her yerde halifeleri var. Büyük bir grup olmaz.

Nakşibendiler, Kaplancılar var. Kaplancılar, yeraltına çekilmiş durumdalar.

 

Bu referans gruplarının çokluğuna rağmen, Avrupa’da Türklerin güçlü olmasına yol açmıyor.Rekabet halindeler. ‘

 

Subaşı, mevcut dini örgütlenmeleri bu şekilde anlatırken, AKP çizgisine yakın Avrupa Türk Demokratlar Birliği ve COJEB gibi yapılanmalara da dikkat çekiyor.

 

 

 

BATI ÇALIŞMA GRUBU’NUN AVRUPA KOLU: KOORDİNASYON KURULU

 

Genelkurmay Başkanlığı’nın Türkiye’deki dini faaliyetlere karşı hassasiyetini hatırlatıp, avrupa’daki bu örgütlenmelere karşı sessiz kalıp kaşlmadığı sorusu akıllara geliyor. İşte tam burada, Subaşı, uzun zamandır kamuoyuna açıklanmamış bir gerçeği bizimle paylaşıyor ve 28 Şubat’tan sonra  kurulan Batı Çalışma Grubu’nun Avrupa’da da bir kolunun kurulduğunu söylüyor. ‘Koordinasyon Kurulu’ adı altında, tüm büyükelçilikler bünyesinde kurulan bu yapı, bu örgütlenmeleri izlemekle yükümlüymüş ve şu anda işlevini yitirmiş.Avrupa’daki Türkler arasındaki irticai örgütlenmeleri izleyen bu ‘yapı’nın varlığı, yeni tartışmalara da gebe.

 

ALARM ZİLLERİ: İSLAMOFOBİ CADI AVINA DÖNÜŞEBİLİR

 

Avrupa’da İslamofobinin her an kışkırtılan, yükselen bir potansiyel olduğunu belirten Subaşı, avrupa’da bu konuda alarm zillerinin çalmaya başladığını ve her an bir ‘cadı avı’nın başlayabileceği uyarısını yapıyor.  

 

Subaşı, Avrupa’daki karikatür krizinden, Fransa’da İslamı kontrol alma çabalarına kadar pek çok girişimin İslam karşıtlığını beslediği yorumunu yapıyor.

 

Avrupa’daki Türklerin yurt özlemi, anayurtta da, gurbette de ‘öteki’ olma ve hiçbir yere ait olamama duygusu, arayışlara neden olurken, kavramlar da giderek değişiyor, dönüşüyor.

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !